İkinci Gün 

Programımız 6.30 da kalkmak yoga ve meditasyon ile başlamak kahvaltı ve sonrası oturma meditasyonu

Bugünün de temaları yine burada olmak, rahatlık ve olasılıklar…

Burada olmak : Bedenin ve zihnin bir arada bütün ve tam. Bedeninin farkında olmak, duyumlarına geri dönmek ve zihnindekileri fark etmek. Spritüal öğretilerde beden ve zihin iki ayrı olgu değildir. Bedenin farkındalığında ise bedenin zihne konuşmasından bahsedilir.

İngiltere’de mindfulness öğreten kişiler hep  James Joyce’un “A painful Case” adlı romanındaki Mr. Duffy karakterine atıfta bulunurlar, orada Mr. Duffy şöyle anlatılır; “O kendi eylemlerine şüpheli gözlerle bakarak bedenine kısa bir mesafe uzaklıkta yaşardı”. 

Bunun anlamı bedeninde yaşamamak, yani varlığının bu anda kalamaması. Bedeniyle temasa geçememek ve bedeninin farkında olamama hali.

Rahatlamak: Takılı kaldığın şeyleri bırakmak, bırakabilmek. Tasaların, düşünceler, planlar…… bedenindeki gerginlik… bedenini rahatlat

Olasılıklar:   Düşünceler, önlemler, kendimizle diğerleriyle ve dünyaya dair algılar, geçmiş gelecek bazen hepsi birer bariyer olabilir. Şimdi de var olan bunlardan bağımsız, sınırsız olasılıklar…

Meditasyonlardan hafızamda kalanlar…. Yerleş, bedeninde rahat edeceğin bir oturma pozisyonu bul, bedenini hisset…

Bedeninle temasa geç, bedeninin tam şu anda nasıl olduğunu hisset.. yine meditasyonun bir başka yerinde olan ve bana da bedenimi ve zihnimi rahatlatmamda çok yardımcı olan bir metafor; şu anda sanki sizin için tam uygun sıcaklıkta olan suyun altında olma hissi… bedeninizde ve sizde bu rahatlama…

Mindfulness meditasyonuna yeni başlayanlar veya bunu daha önce bir program ve rehber eşliğinde uygulamamış olan kişiler için her metafor, hayal etme egzersizi veya meditasyonda odaklanmamız için davet edilen odak nesnesi  kavramsaldır. Yani birey bunu düşünür. Örneğin meditasyonu yöneten kişi, nefesine odaklanmaya davet ediyorum dediğinde, yeni uygulayanlar nefeslerini görselleştirir, nefesini nasıl aldığını düşünür, yeterince derin ve rahat olup olmadığını sorgular. Hissetmek düşünmekten direk olarak ayrı değildir, fakat  hissetmek bundan daha fazlasıdır. Deneyimin kendisidir….

Otururken oturuyor olduğunu bilmek, yemek yerken yemek yediğini hissetmek, dişini fırçaladığını hissetmek, uyukluyor olduğunu ve uyandığını hissetmek, rahatlığı ve rahatsızlığı bedeninde de hissetmek…

Bugün hep bedenle temastaydık. Ben bedenimin yorgunluğunu hissettim bunu anlamak ve onun için bir şeyler yapmak çok destekleyiciydi. Bu sadece meditasyonda pozisyonumu değiştirmek, esnemek, gergin olan yerleri nefesimle rahatlatmaktı.

 Mindfulness yaklaşımında sıklıkla zorlayan bir durumla kalmaktan bahsederiz ve bu bazen yanlış/eksik anlatılabilir ve anlaşılabilir. Onun için burada durup biraz açıklamak istiyorum. Ve şu iki durumun farklı olduğunu söyleyebilirim, KONFORSUZLUKLA DA KALABİLMEK YA DA ONA TAHAMMÜL ETMEK. Konforsuz  olan ayaklarınızın rahat etmediği bir ayakkabı da olabilir, bedeninizdeki kronik bir ağrı, ya da sevmediğiniz bir kişiyle aynı ortamda olmak, ya da bir şeylerin sürekli zihninizde tekrar etmesi de olabilir. Tahammül etmeye çalışmak bir tür kendine eziyettir. Ve bahsettiğim kesinlikle bu değildir. İlk adım bu duruma yüzünü dönmektir, şu an için konforsuz olduğunu fark etmek. Eğer seni rahatsız eden ayakkabıyı değiştirme şansın varsa veya bir daha giymeme, bunu yapman en becerikli karşılama biçimidir. Eğer şu anda çok keyif aldığın bir ortamda isen ve ayakkabılarını çıkaramıyorsan ve sırf ayakkabını kafana taktığın veya bunu giydiğin için kendine ya da ayakkabıyı yapan kişiye kızmaktan ortamın keyfini çıkaramıyorsan işte bu pasif savaştır. Burada ‘PASİF SAVAŞ YERİNE AKTİF KABUL’ ü seçebilirsin. Aktif kabul bir  denge noktası bulmaktır. Farklı yolları, geçmişin engellemelerine ve geleceğin önlemlerine takılmadan denemektir. Kızdığın birini her yere yanında götürmek, seni üzdüğü için sürekli onu kafanda tekrar etmek pasif bir savaştır. Beni zorlayan bu duygu bu durum her ne ise onunla kavga etmeden nezaketle yaklaşabilir miyim? Bunu eminim şu anda okuyan herkes biliyordur ki, ona kafanın içinde kızıp durmak seni sakinleştirmeyecek, hatta telefon açıp bağırıp çağırman belki bir süre için sakinleştirebilir ya da ettiğin bedduaların tutması ise sende öfke ve nefret tohumlarını beslemekten daha fazla bir şeye neden olmaz. Hiç birisi bu yaşanmış olan duyguyu ve durumu tamamen geçirmez. Durup, bekleyip, sonra da yoluna devam ediyor olman gerek. Kabul çoğu zaman zordur ve aktif emek gerektirir. Ne kadar yakınlaşmalıyım ve ne kadar uzaklaşmalıyım?

Tekrar bedene dönecek olursak bedeni rahatlatmak zorlandığımız bir durumda bize destek olabilir. Beden dünyaya açılan penceremizdir. Zihnimizin henüz farkına varmadığı zorlanmayı bedenimiz daha önce fark edebilir. Kaslarımız gerginliği hisseder. Aslında zihin ve beden arasında tam kesin ve net bir ayrım olmayabilir. Beden sadece penceredir. Bunun için bedenimizi keşfetmek önemlidir.

Meditasyonlarda önce oturuşun ve duruşun düzenlenmesi ve farkındalığına davet ediliriz. Oturduğumuzu fark etmek. Ve bedenimizin anatomik bölümlerinin farkına varmak. Bugün de 40 dakika boyunca yerde uzanarak yaptığımız beden taraması egzersizi tam da bunun içindir. Bedenimizin her bir bölümünde neler olup bittiğini anlamak. 

Bedenimize maksatlı olarak odaklandığımızda veya öylece dururken bir rahatsızlık hissettiğimizde rahatlatarak destek olabiliriz. Bunu nefesimizle ve de sadece kaslarımızı serbest bırakarak yapabiliyoruz. Zihnini rahatlat dediğimde bu senin için bir soruyu daha uyandırır “Nasıl?” diyebilirsin oysa ki bedeninizi rahatlatın dediğimde bunu sorgusuz sualsiz yapabilirsin. Mesela şu an denemeye ne dersin? Dur ve bir nefes al, nefesini bedeninde hisset ve bedenini rahatlat….

Biz mindfulness öğretirken sıklıkla mindfulness bir rahatlama tekniği değildir deriz. Rahatlama mindfulness ın bir parçasıdır, bedenimizi ve zihnimizi rahatlatabilmeyi öğrenmek çok kıymetlidir. Bu bir hedef olmaktan çok mindful olmanın bir sonucudur. 

Dalai Lama’nın sözleriyle;

Mutluluk ve huzura giden bir yol yoktur. Mutluluk ve huzur birer yoldur.

  Ve Jaya’nın söylemiyle  “Aslında rahatlamanın da özel bir yolu yoktur. Rahatlamanın kendisi bir yoldur”

Mindfulness ın aslında kısaca özeti; sakin kalmak ve değişeceğini bilmek…. Böylece tepki vermeden de farkındalığımızla kalabiliriz

(Devamı 3. Bölümdedir)