3. Gün 

Sabah kahvaltı öncesi oturma meditasyonu, genelde sabah herhangi bir yönlendirme olmadan sessizce hep beraber oturuyoruz yaklaşık 70 kişiyiz. 

Uygulamalar sırasında uyuyakalıp horlayan, aksıran, tıksıran, sindirim sitemi sürekli çalışan veya kıpır kıpır hareket edenler oluyor. Bunları hep çalışmamızın bir parçası olarak ele alınır. Çünkü günlük yaşamda böyle bir çok rahatsız edici içsel ve dışsal uyaran var. Dışarıdan gelen bu meditasyonu göreceli zorlaştıran, engelleyenler olduğu gibi içimizden gelen engeller de var tabi ki… bunlara da değinmek istiyorum. Ben buna büyük beşli diyorum. Mindfulness yazılarında mindfulness uygulamalarını düzenli yapmanın önündeki 5 engel; Arzu, nefret intikam duyguları, üşenmek, tasalanmak ve şüphe olarak geçer…

Bunları bilmek, anlamak en önemlisi…..

  1. İlk engel duyumsal arzu meditasyonu yapmak yerine gidip yatmak istemek, ya da meditasyon sırasında bir şeyi istemek, ona aşermek ya da onu arzulamak.. bir şeyi istemekten çok  sabırsızlanma ve dayanamama hali asıl acı çekmeye neden olan. Birini duyulan özlemden çok daha acı vereni onu özleme haline katlanamamaktır. Burada şu an için hiçbir şey istemediğimizi, tam da bu halimizle bütün ve eksiksiz olduğumuzu bir an için bile düşünsek nasıl hissederiz? İşte bizlerin huzur olarak tanımladığı anların hissi belki de budur. Şu an için her şey olması gerektiği gibi, eksik bile olsa düzgün olmasa bile şu an için yapmam gereken bir şey yok. Hayatın kaldırma kuvvetine kendimi bıraktım, tüm ..meli ve ..malılardan bağımsızım. Kendinize olduğunuz gibi olmanız için izin vermek….Özgürlük hissi… bunu anlamanın tek yolu hissetmek, düşünerek ancak bunun nasıl bir şey olduğunu tanımlayabiliriz oysa hissetmek bunu yaşamaktır ve bunu ancak anın içindeyken yaşarız.

  1. Nefret ve intikam: ve bu duygular bizi rahatsız hissettirdiğinde onlardan kaçmak istemek. Ve bizi rahatsız eden şeyleri sürekli tekrar ettiğimizi fark edebiliriz. Bir tür takılı kalma, ya da zihinsel geviş getirme haline dönüşebilir. Yargılamamak sadece bu durumla ilgilenmek. Bazen uzaklaşamayacağımız düşüncelerin çokta içine girmemeliyiz dedi Jaya. Katılıyorum. Yeteri kadar odaklanmak. Kaçmamanın yolu üstüne gitmek değil. Üstüne gitmemenin yolu da kaçmak değil. Ortada denge hali. Bilgelikle Kaçmak (wise aversion, bu kavramı sevdim ve sözlüğüme çoktan aldım bile). 
  2. Üşenmek: meditasyonu yapmak yerine gidip yatmak istemek. Bu kaçınmayla beraber gelir.. evet ayaklarını uzatıp dinlenmek. Keyifle kahve içmek veya saatlerde instagramda başkalarının hayatlarına bakmaktansa kalkıp kendine bakmak bazen zor gelir…. Merak becerikli bir yaklaşma biçimi olabilir… nelere şahit olacağını merak etmek, ya da zihninde bir anda beliren durumlarla cilveleşmek, oyunlar oynamak. Dinliyormuş gibi yapıp birden uzaklaşmak ya da önemsemez gibi sakince yaklaşıp sonra odaklanmak… alan açıp gel otur deyip sonra da nazikçe ben sıkıldım gidebilir misin demek? Yeni bir oyuncak ve oyuna yönelmek…
  3. Tasalanmak: Bu biraz daha vesvese gibi… ya şöyle veya böyle olursa senaryoları bunların gerçek dayanakları olabilir de olmayabilir de.. tasalanmak bizim default modumuzdur. Biz buna zaten çok alışkınız, hatta sabahları uyanır uyanmaz tasalanacak bir şeyler buluruz. Yine ilk tepki kaçamak veya sürekli tekrar edip üzerine gitmek, anlamlandırmak için neden? Sorularını sormak veya sürekli düşündüğümüz için kendimize kızmakla sonuçlanabilir.

               Ha bir de unutmadan Jaya’nın şu söz vardı 

Do not give worries too much room, before telling it that I am not listening to you”

  Alan açmadan önce onları dinlemediğinizi söyleyin. Ama unutmayalım onlar düşman değil çünkü bize ait. Hatta çoğu zaman bizi korumaya çalışıyor. Yaptığı çözüm üretmek, anlamaya çalışmak, hazmetmeye çalışmak. Sadece daha fazla beslenmeye ihtiyacı yok…

İsterlerse orada oturabilirler belki bir çay içecek kadar  kısa bir süre. Biliyorsunuz yemeğe davet etmiyoruz….

Zihnin belli hallerine bazen şiddetli bir HAYIR demek gerekir. Hayır sana kapılmıyorum sadece burada yanımda durabilirsin ama seni daha fazla dinlemiyorum… 

  1. Şüphe: Mindfulness uygulamalarından yaptıklarınızdan şüphe duymak. Şimdi neden bunu yapıyorum ki ne faydası olacak? Bilmediğimiz bir çok şeyle yaşamak… geçek ve belirsizlik.. bilmiyor olmak da okey.. ve cevaplarını şimdi alamadığımız sorular sormak…

Burada aklıma hep şu satırlar  geliyor…  

“….. Elimden geldiğince yalvarıyorum size beyefendi, lütfen kalbinizde henüz çözümlenmemiş olan şeylere karşı sabırla yaklaşın ve soruların kendilerini de sanki kilitli odalar veya size çok yabancı dilde yazılmış kitaplar gibi sevin. Cevapları aramayın – ki onlar size şimdi verilemez, çünkü onları yaşayamazsınız. Ve mesele de herşeyi yaşamak. Şimdi soruları yaşayın. Belki sonra, uzak gelecekte birgün, yavaş yavaş, siz fark etmeden, cevapları da yaşamaya başlayacaksınız.”

Reiner Maria Rilke’in Genç Bir Şaire Mektuplar..(1903)

Tüm bu engellemeleri, zihnin hallerini daha fazla görmeye, fark etmeye ve anlamaya başladıkça onların üzerimizdeki engelleyici etkisi de azalacaktır.. hikayelerine gitmeden durumları anlamak….