İZİN VERMEK VE KABUL ETMEK ARASINDAKİ İLİŞKİ


Bu iki kavram (hayatımıza geçirdiğimizde deneyim), benzer ve birbirleri
yerine kullanılır, ancak aralarındaki farkı anlamak hayatımızda bir fark yaratabilir.


Özellikle mindfulness yaklaşımında kabul önerilir. Bir şeye yüzümüzü dönmemiz. Özellikle bize acı veren duygu ve durumlar için. Eğer sadece bunları kabul edebiliyorsak, acıya neden olan iç mücadeleleri yaratmayız. Bu da acı çekmenin kaynağı ile iletişim kurmamızı sağlar.

Fakat izin vermek farklı bir yerden gelir. Kabul etmek bir etkinlikten sonra yapabileceğimiz bir şey olsa da izin vermek bir etkinlikten önce de gerçekleşen bir şeydir.Yani kabulün bir ön koşuludur. Bir şeyin olmasına izin vermek için kendimizi açmalıyız. İzin vermek, bir durum için beklemek ya da bu durum ortaya çıktığında açık olmak için yeni bir beceri öğrenmek gibi birçok şekilde olabilir.


Beklediğimizde, izin vermek istediğimiz durum ortaya çıktığında harekete geçmemizi sağlar. Tabii ki “istediğimiz” dediğimde “doğru ve yanlış” anlamında kastetmiyorum, daha ziyade, akışta olma anlamında… ruhunuzun neyle bağlantı kurmak için çekildiğini ve ne hissettiğini
anlama.

Hem izin vermeyi hem de kabul etmeyi birleştirdiğimizde, içimizde bir güven sağlıyoruz. Bu güven özümüze bağlı (ya da sadece). İzin vermek kendimizi doğru fırsat için konumlandırmamıza yardımcı olur ve kabul bize gelen her fırsat için minnettar olmamızı sağlar. ‘Kötü/istenmeyen’ olarak algıladığımız şeyler bile bize paha biçilmez dersler veren harika, güzel fırsatlardır.


İzin verme ve kabul etme arasındaki ilişki iç içe ve döngüseldir. Her ikisi de uyum içinde senkronize olduğunda, hayatımız önümüzde devam eden sevinç ve eşzamanlılık deneyimleri ile geliştiği için gizemli, büyülü, şaşırtıcı bir şaşkınlığa düşeriz.

Beden tarama egzersizi aracılığı ile izin verme ve kabul deneyimini yaşamak


Sizler için beden taraması izin verme ve kabul etme egzersizlerini ekip biçeceğiniz bir alan olabilir. Yıllardır bu uygulamayı öğrettiğim ve evde devam etmeye davet ettiğim MBSR-MBCT katılımcılarından aldığım geri bildirimler çoğu kişinin bunu farklı deneyimlediğini gösteriyor.

Bazıları için
bedenleriyle temas etmeleri için bir fırsat ve şu cümleyi kurarlar

“Ben şimdiye kadar bir bedenim olduğunu bile fark etmemiştim”

Bazıları ise

“Bedenimdeki ağrılar bedenimin sadece bu bölgelerini hissetmeme neden oluyordu. Şimdi bedenimin ne kadar büyük ve aslında ağrılarımdan daha fazlası olduğunu anladım”

Ya da

“Ben çok sıkıldım bedenimde durmak istemiyorum, aklıma sürekli düşünceler geliyor”

“Uykum geliyor ve bu uygulamayı yapamıyorum”

“Bedenimde ne hissetmem gerektiğini anlamıyorum, ben herhangi bir şey hissetmiyorum”

“Çok uzun geliyor, ben ses kaydı olmadan daha kısa sürede de yapabilirim”

Evet birbirinden farklı düşünceler, ve deneyimlerimden söyleyebileceğim şey BİR ÇOK KİŞİ BU UYGULAMAYA DEVAM ETMEKTE ZORLANIYOR ve bunu anlayabiliyorum.

Sizlere davetiyem bu uygulama sırasında her ne deneyimliyorsanız izin vermek.


Sıkılıyor musunuz? İzin verin…
Hissedemiyor musunuz? izin verin…
Şüpheleriniz mi var? izin verin…
Keyif mi alıyorsunuz? İzin verin…


Şimdiye kadar belki de bir çoğunuz hoşunuza gitmeyenlere de izin vermeyi deneyimlemediniz. Onlara hemen bir çözüm bir ilaç bulmaya çalıştınız. İzin vermek tahammül etmek ve kendinize eziyet etmekten farklı olabilir. İzin vermek durabilmekle ilişkilidir ve an be an yaşanır.
Daha sonra ise KABUL “Zorlanmaya rağmen değil zorlanmayla beraber…”


Bedende başlattığımız bu anın deneyimine izin verme halini tüm
yaşamımıza yaymaya niyet ediyoruz.


Uygulama sonrasında sizleri kendinize bu iki soruyu sormaya davet
ediyorum.


Yaşamımda daha fazla izin vermek, zorlanmalarımı nasıl azaltabilir?


Şu an kendimin veya hayatımın hangi kısmını kabul edemiyorum? Bu
hislere (istememe, farklı olmasını isteme vs) izin verebilir miyim?


Doç. Dr. Zümra Atalay