top of page

Mindfulness ve Beden: Neden Bedenimize Odaklanmalıyız?

Sağlığımızla ilgili çok büyük bir problemimiz veya bedensel bir engelimiz olmadığında, bedenimizi fark etmeyebiliriz. Bedenimizin muhteşem becerilerini dikkate almayız. Yürürüz, koşarız, bir şeyler taşırız, görürüz, işitiriz, konuşuruz, duyumsarız, tat alırız ve en önemlisi nefes alıp veririz. Bu mucizelerin hiçbirisi için bedenimize minnettar değilizdir. Bu zaten onun görevi diye düşünürüz.

meditasyon yapan kadın

Grup çalışmalarında bireylerden bedenleri ile ilgili iki dilekte bulunmalarını isterim. Gelen cevapların ne olduğunu tahmin etmek güç değil…

Birincisi, sağlıklı olmak.     

İkincisi, iyi görünmek.


Kimsenin bedenini fark etmek ve beden farkındalığını arttırmak konusunda herhangi bir dileği yoktur.


Oysaki bedenimizi fark etmek aslında bedenimizin bu anını yani şimdiki anı fark etmektir. Bedenimiz hakkında düşünmekten farklı olarak bedensel hislerimizi geçmiş ve gelecek zamandan bağımsız hissedebilmektir. Örneğin, duruşunuzun farkında olabilmektir.


Size “interoception” bir diğer deyişle  “beden farkındalığı” kavramından bahsetmek istiyorum.


Eklemleriniz ve kaslarınızdaki alıcılar size beden bölümlerinizin nerede olduğunu söyler. Beden farkındalığı eklemlerin boşluktaki pozisyonunu, konumunu, hareketini algılama duyusu olarak da bilinen “proprioseptif” duyumunun temelidir. Mesela adım attığınızda ayağınızı onu düşünmeden ve planlamadan yerden uzaklaştırdığınızı bilirsiniz.


Beden farkındalığı da buna benzer bir kavramdır. Tıpkı eklemlerinizde ve kaslarınızda alıcıların olduğu gibi aynı zamanda organlarınızın içinde ve hatta derinizde de alıcılar vardır. Bu alıcılar beyninize bedeninizin içi hakkında bilgi gönderirler. Bu bilgilendirme bedenimizin sıcaklığı, açlık, susuzluk, sindirim ve kalp hızı gibi yaşamsal fonksiyonlarımızı düzenlememizi sağlar.


Beden farkındalığı, bedenimizin içinde olup biteni anlamanızı ve hissetmenizi sağlar. Beden farkındalığı kalbinizin hızlı attığını veya derin bir nefes almanız gerektiğini bilirsiniz. Tuvaleti kullanmanız gerektiğini fark etmeniz, karnımızın aç veya tok olduğunu, üşümüş, sıcaklamış veya susamış olduğunuzu bilmenizi, karnınız ağrıdığında veya gıdıklandığınızda bunu hissetmenizi sağlar.


Bedenlerimiz dünyayı deneyimlememiz ve onunla iletişime girmek için sahip olduğumuz düzeneklerdir. Hiçbir şeyi hissetmeyen veya güven vermeyen bir bedende yaşamanın nasıl bir şey olacağını düşünün. Beden farkındalığını yeniden pratik ederek kendimize bedenimizle ve böylece de dünya ile ilişki kurabilecek yeni bir yol sunarız. 


Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi bedenimiz hissederek deneyimler. Bedenimizdeki duyumsamalar, diğer duyumlarımız gibi bizim mevcut anda kalmamıza yardımcı olur; mesela bedenimizdeki bir sıcaklığı, ağrıyı veya nefesimizi hissettiğimiz anları buna örnek gösterebiliriz.  An’a dikkat etmek ve bu an’ı fark etmek temeline dayanan Mindfulness (bilinçli farkındalık) egzersizlerinde beden çok önemlidir. Çünkü bedensel duyumlar, düşünceler gibi uçuşmazlar.


kadın elleri

Hep söylediğim gibi mindfulness’ın eğer bir mottosu olsaydı o da “Bu nedir?/Bu yaşadığım nedir?” olurdu. Bedenimizi fark etmek, duygu ve düşüncelerimizi tanımlamak gibi mevcut anda yaşadığımız bedensel hislerimizi/duyumlarımızı tanımlamakla mümkündür.


Nasıl mı?


Otururken, ayaktayken, hareket ederken veya dinlenirken her zaman farklı bedensel duyumlar hissederiz. Bedensel duyumları sadece ortaya çıktıkları anda direkt olarak deneyimleyebiliriz.


Kim dün bedenindeki kaşınmayı veya yarın ortaya çıkacak acıyı hissedebilir? Tamam nasıl olduğunu hatırlayabilirsiniz, ya da tahmin edebilirsiniz, fakat bu hiçbir zaman o anda ortaya çıkan deneyimin ta kendisi gibi olmayacaktır. Hatırlamak, tahmin etmek, düşünce boyutuna geçmektir. Düşünceler şimdiki andaki deneyimden her zaman en az bir adım uzaktadır. Düşünceler deneyimler hakkındadır, deneyimin ta kendisi değildir. Deneyimin üzerine söylenirler, hatta onu basitçe olduğu haliyle tanımlamaktan çok onun üzerine yorum katarlar, fakat hiçbir zaman yaşanılanın ta kendisi değildirler.


Çoğunlukla aynı anda birçok şeyi yapabilirmişiz gibi görünebiliriz, fakat aynı anda birden çok meşguliyetimiz olduğunda farkında olmadan otomatik pilota geçeriz. Özellikle de bunlar her zaman yaptığımız bizim aşina olduğumuz aktiviteler ve bunlar için genel duygu ve düşüncelerimizi olumlu veya olumsuz yerine nötr ise.


Dikkatimizi bedenimizdeki duyumlarımızın detaylarına yönlendirdiğimizde zihnimize sakinleşecek bir yer bulmuş oluruz. Dikkatimiz mevcut andadır. Gerçek bir merak ile bedensel duyumlar gibi spesifik tek bir şeye odaklandığımızda, yaşadığımız şeyin tam olarak içinde oluruz, dikkatimiz bu andadır, içinde bulunduğumuz anı tüm zenginliğiyle deneyimleyebiliriz. Bilinmektedir ki dikkatin kapasitesi limitlidir, eğer bedenimize odaklanırsak aynı anda düşüncelerimiz dikkatimizin merkezinde olamaz.


Mindfulness uygulamalarında çok önemli bir yeri olan beden taraması egzersizinde dikkatimizi anbean bedenimizin farklı bölgelerine yönlendirirken dikkatimizin dağılıp düşüncelere gittiğini fark edebiliriz. Buradaki tutumumuz “zihnimiz tabii ki dağılacak, fakat onu her seferinde, sabırla ve nezaketle bedenimize geri getirebilirimdir.” Bir süre sonra dikkatimiz dağıldığı anlarda bunu fark eder, acele etmeden ve suçluluk duymadan tekrar bedenimize şimdiki ana geri dönebiliriz.


Zihnimize hoşumuza gitmeyen, seçimimiz olmayan tepkisel düşünceler geldiğinde veya bizi sıkıntıya sokan tepkisel duygulanım anlarında, dikkatimizi bedenimizdeki fiziksel duyumlara yönlendirmek bize yol gösterir. Sakinleşmek, seçimimiz olmayan tepkilerden seçilmiş becerikli tepkilere geçebilmek için boşluk yaratır, zaman verir.


Fiziksel duyumsamalarımıza dikkat etmek beden farkındalığında ilk adımdır. Bedenimizle en çok meşgul olduğumuz anlar, genelde bedenimizde bizim hoşumuza gitmeyen hisler olduğu anlardır, yani ağrı ve acı olduğu zamanlar. Böyle zamanlarda da genelde ilk anda fark eder sonrasında ya onu yok saymaya, bastırmaya, ya da nedenlerini ve çözümlerini bulup gidermeye çalışırız.


Eğer bedenimiz acı içindeyken biz ona karşı direnmeye ve bu ağrıyı hissetmemeye çalışıyorsak bu yalnızca dışarıya karşı “iyi görünmek” olur. Bu, zorlayıcı bir deneyimdir.  Diğer bir yandan da bir fizyolojik bir ağrıyı nadiren sadece bir ağrı olarak görürüz. Çoğunlukla ağrımızın nedenlerini bulmaya çalışır ya da daha çok artmasından, bazen de hiç geçmemesinden korkarız.


Beden problemin bir parçası değildir, aksine çözümün en önemli kısmıdır. Mindfulness bedenimizle yeniden tanışmayı ve onu sevmeyi içerir. Bu sanıldığından biraz daha zor bir şeydir, fakat onu anlayarak kendinizi uzun yıllar zorlayıcı durumlardan koruyabilirsiniz. Bedensel hislerimize, deneyimlerimize karşı açık olmak ve onlara rağmen değil onlarla beraber kalabilmek iyi oluş halimizi destekler. Çünkü bedenin farkındalığı, hoşa giden bir şeylerin olmasına bağlı olmayan bir huzur ile ilişkilidir.


Prof. Dr. Zümra ATALAY'ın "Mindfulness: Bilinçli Farkındalık" adlı kitabından alınmıştır.

Comentarios


bottom of page